Mutlu Tönbekici’nin kaleminden Darüşşafaka’nın Hayalden Gerçeğe Projesi…

Darüşşafaka, bu memleketin muhtemelen en esaslı kurumlarından biri. Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu. Babası ölmüş, maddi durumu yetersiz yetenekli çocuklara 1873 yılından beri, yani neredeyse bir buçuk asırdır, hiç bir ücret almadan eğitim veren bir kurum. Yatılı aldığı öğrencilerin kıyafetinden, kitabına, yemeğinden sağlığına kadar tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Bugüne kadar ülkenin her köşesinden 7000 çocuk okumuş Darüşşafaka’da. Dahası, üniversite kazanmış mezunlarına eğitimleri süresince burs da veriyor. Hikayesini ve amacını her duyduğumda beni derinden etkileyen bir okul.

***

Geçen günkü yazımda ufaktan bir giriş yapmıştım. Midyat’a çok hoş bir proje için geldik. Bir “gazete” için. Hayalden Gerçeğe Midyat Gazetesi için.

Hayalden Gerçeğe Projesi şu: Darüşşafakalı öğrencilere sormuşlar: “Nedir hayaliniz?” Çok çeşitli cevaplar gelmiş. Fotoğrafçılık ve edebiyat kulübü öğrenciler ise şöyle bir öneri sunmuşlar. “Türkiye’nin doğal ve kültürel mirasını fotoğraflayıp ölümsüzleştirelim. Peki nasıl yapalım bunu? Gidelim bir yere, oradaki çocuklarla beraber fotoğraf çekelim sonra da ortak bir gazete çıkaralım.”

P&G Firmasının desteğinde proje için en uygun yer aranmaya başlanmış. Bir çok yere mektuplar yazılmış.

Midyat ve Hasankeyf, bu teklife en sıcak ve en içten yaklaşan ilçeler olmuş. İlçe eğitim müdürleri, okul müdürleri, okul öğretmenleri canla başla çalışmışlar. Midyatlı ve Hasankeyfli çocuklar önce İstanbul’a gelmiş. Aralarında hayatlarında ilk defa ilçeleri dışına çıkan çocuklar varmış. İstanbul’da küçük bir fotoğrafçılık eğitiminden sonra hep beraber Mardin’e, Midyat’a ve Hasankeyf’e gitmişler. 2-3 gün beraber gezip fotoğraf çekmişler, mini röportajlar yapmışlar.

Biz ise gazete yapma aşamasında oradaydık. Midyatlı, Hasankeyfli ve Darüşşafakalı çocuklar, haberlerini toplamış, Midyat’a geri gelmişlerdi. Konuları nereden ele almak gerek, nasıl vurucu başlık atılır, nasıl spot yazılır, sayfa düzeni konusunda tavsiyeler vererek böyle tatlı tatlı yedi sekiz sayfalık bir gazete yaptık. Fakat açıkçası organizatörler daha çok zaman ayırsalardı hepimiz çok memnun olacaktık. Nedendir bilinmez sadece 2 saat ayırmışlardı ve hani neredeyse günlük rutinimizde, gerçek gazete çıkartır gibi harala gürele yaptık yine gazetemizi. Sonra hepimiz de aynı espriyi yaptık: “Bir güncük de acele etmek zorunda kalmadan bir gazete hazırlamamız mümkün olmayacak mı? Burada, çocuk gazetesinde de mi aynı telaş, aynı panik?”

***

İşin şakası bir yana ben bu tip projeleri çok seviyorum. Ve çok da destek veriyorum. İstanbullu Manisalı İzmirli bir çocuğun Mardin’e, Van’a, Artvin’e gitmesini, oradaki çocuklarla kaynaşmasını, memleketini görmesini çok önemli ve gerekli buluyorum. Bunlar tabii esasen 30-40 yıl önce yapılması gereken projelerdi. Henüz yabancılık duvarı bu kadar yüksek ve kalın değilken… O duvarı aşmak henüz mümkünken.. 30 yıldır çektiğimiz bu kadar acıyı belki de hiç çekmezdik o zaman..

Fakat tabii o zamanlar ne ulaşım bu kadar kolaydı, ne kalacak yer vardı ne de böyle bir bilinç. Hatırlıyorum, ben çocukken Mardin o kadar uzak o kadar uzaktı ki (hani neredeyse uzayda) haritaya bakar bakar kalırdım. Bir gün oraya kadar gidebileceğimi hiç düşünmezdim. Kayıp bir dünyaydı benim için.

Yazık ki bazıları için hâlâ da öyle.

***

Bu gezide öğrendim ki bizimle beraber Mardin-Midyat’a gelen P&G Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Karpat da meğer “DAÇKA”lıymış. Yani Darüşşafakalı. Babasız, maddi imkanı olmayan bir çocuğun, elinden tutulduğu vakit ta nerelere kadar gelebileceğinin herhalde en çarpıcı örneklerinden.

Mutlu Tönbekici

20.05.2010- Vatan