Nur Çintay A.’nın kaleminden Eğitim Her Engeli Aşar Projesi…
Bir yılda birçok hayat değişmiş
‘Her işin başı eğitim’ diye ezber etmek kolay, peki okumak/ okutmak için hangi engelleri aşarsınız? En tatlı sabah uykusundan feragat etmek? İstanbul’da yaşıyorsanız trafikte köprü geçmek? Takviye için hocadan hocaya sürüklenmek? Ebeveynden ziyade servis şoförü hizmeti vermek? Bütçede tatile ayırmak istediğiniz miktarın da okula, özel derse, bilumum aktivite ve kırtasiyeye gittiğini görüp teessüf etmek?
Herkesin çilesi kendine biricik, ama bir böyle tuhafiyeci dükkânındaki renk renk yün çileleri var, bir de sanki sonsuz sayıda kedi ile gemicinin bir araya gelip düğümledikleri çileler. Açması zor, hale yola sokması fazla meşakkatli çileler.
Anne-baba demek, çocuğu için fedakârlık yapmakla mükellef organizma demek. Ama engelli anne-babası, bunun kim bilir kaçla çarpılmışı. Engelli çocuğunu köyden her gün okula 120 artı 120 eşittir 240 kilometre yol yaparak götüren üstelik de doğulu babayla, velet yabancı dili daha iyi öğrensin diye evde onunla sadece İngilizce konuşma mağduru pederi denk tutamayız herhalde.
Dün sabah öyle dokunaklı küçük hikâyeler dinledik ki, bu insanlara bilmiyorum ne yapmak lazım, madalya takmak diyeceğim, hangi madalya ne işlerine yarayacak? Ama onaylanmak, alkışlanmak, takdir edildiklerini bilmek, şahane bir şey yaptıklarını duymak onlara iyi geliyordur, bu kesin.
Engelli çocuğu için her gün 240 km. yol yapan baba, gerçek. “Neyiniz var?” sorusuna “Aslanlar gibi bir oğlumuz var!” diyen baba da gerçekti: Görme engelli, üstelik parmak yapısı da Braille alfabesini sökmeye uygun olmayan oğul, belli ki çok çok büyük bir anne-baba sevgisi, desteği, gazıyla hem şahane muhabbeti olan son derece özgüvenli bir oğlan olmuştu hem de ailenin eğitime olan inancıyla alfabeyi sökmüştü…
Sosyal sorumluluk projelerinin akıbeti çoğunlukla birbirine benzer: Bir heves, bir iyi niyet, bir enerjiyle işe girişilir. Göz boyayan birkaç faaliyetten sonraysa tıssss, olay söner, solar, unutulur. Bu defa gördük ki öyle olmamış. Bir yıl içinde ciddi yol alınmış. İnsanların hakikaten hayatları değişmiş bu bir yıl içinde haşır neşir oldukları eğitim imkânlarıyla.
Kampanyanın startı tam da geçen sene bu zaman, yine Çankaya Köşkü’nden verilmişti. Hayrünnisa Gül’ün ‘himayesinde’ başlayan ‘Eğitim Her Engeli Aşar’ kampanyasının amacı engelli çocuklara eğitim götürebilmekti. Kimseye muhtaç olmayacakları bir geleceğe, ancak böyle kavuşabilirlerdi: Eğitimle.
Halbuki Türkiye’deki 8.5 milyon engellinin (Toplam nüfusun yüzde 12’si demek bu ve sosyal hayattaki mevcudiyetlerini göz önüne aldığınızda ne büyük çoğunluğun eve hapsedildiğini düşünün) 4 milyonu hiçbir eğitim almamıştı. Yüzde 85’i eğitim sisteminde yoktu. Aileler, onları en iyi böyle koruyacaklarını düşündükleri için engelli çocuklarının tehlikelerle dolu dış dünyayla yegâne bağı olmak istiyordu. Peki o bağ kopunca ne olacaktı? Geçmiş olacaktı.
‘Eğitim Her Engeli Aşar’ kampanyasını yürüten Türkiye Beyazay Derneği’nin de başkanı olan Lokman Ayva, şahsi tarihinden hareketle çok manalı ve çok içeriden (Lokman Ayva, sekiz yaşından itibaren görme engelli) bir konuşma yapmıştı geçen sene. Mütemadiyen birilerine muhtaç olduğun bir hayat ne kadar senin, diye sormuştu. Engelli çocukların kendilerini kurtarabilmeleri, kimseye bağlı-bağımlı olmayacakları bir gelecek kurabilmeleri için tek şansları eğitim görmeleriydi. Aksi takdirde hep birilerinin izin verdiği, uygun gördüğü, lütfettiği kadar yaşayabileceklerdi.
Kampanyanın niyeti hem engellilerin tek şansının eğitim olduğuna dair bir zihniyet oluşturmak hem de somut altyapı adımları atmaktı. Birinci seneidevriyesinde, salı sabahı yine Çankaya Köşkü’nde gördük ki, ‘tamam’ noktasına gelmeye daha çok varsa da ciddi çalışılmış. Türkiye’nin pek çok yerinde engelliler için okullar açılmış, seminerler düzenlenmiş, farkındalık sağlanmış, aileleri de öğretmenleri de içine alan pek çok faaliyete ön ayak olunmuş.
Böyle ‘Eğitim Her Engeli Aşar’ deyince, evet doğru bir cümle tabii ki, ama pek çoğumuz içimizde hissedemeyebiliriz karşılığını. Halbuki sahne alan o engelli çocukların ve ailelerinin bu bir yıl içinde hayatlarının nasıl değiştiğini onların ağzından dinlemek başka bir şey.
Daha dünya kadar eksik gedik, değiştirilecek milyonlarca zihniyet, ucundan tutulacak tonlarca iş vardır tabii. Ama iyi yoldalar.
Kolay gelsin.
Nur Çintay A. (Radikal- 21.04.2010)






