Tostumu yedim, yazıyorum.
Kepek ekmeğine beyaz peynir, domates ve kekikli tostumu çayla birlikte afiyetle mideye indirdikten sonra, tostun sarılı olduğu kağıdı, peçeteyi ve hepsinin içinde geldiği ince, pembe poşeti içim kan ağlayarak çöpe attım.
Tost taşımaktan başka sürdürülebilir bir vasfı olmayan bu minik poşet, çöpü boylamasıyla birlikte, kendisiyle aynı kaderi paylaşan yüz binlerce arkadaşı gibi, gayet sürdürülebilir bir kirliliğin sorumlusu haline geliyor. Üstelik, ihtimal o ki, onu lezzetli bir şey sanarak yemeye çalışan şaşkın bir caretta-carettanın, martının veya keçinin boğazında kalarak sizi de yok yere cinayete alet ediyor.
Yok, abartmıyorum.
Rakamlar gerçekten ürkünç.
Dünyada yıllık poşet tüketimi bir trilyon adet/ 200 milyon ton civarında.
Bir naylon poşetin doğada çözünebilmesi için 400 yıla kadar zaman geçmesi gerekebiliyor.
Ve yine bu poşetler yüzünden her yıl 100 binin üzerinde balina, fok, su kaplumbağası, kuş hayatını kaybediyor.
Ancak yine de, şu meşhur (ve insanı buhrana sürüklemeyi mi, harekete geçirmeyi mi hedeflediği belli olmayan) aforizmayı hatırlayacak olursak: “Kötümser olmak için çok geç.”
Söz gelimi, 1 kişinin torba yerine bez çanta veya pazar filesi gibi bir alternatifi tercih etmesi, yılda 22 bin poşetin çöp olmasını engelliyor.
Yani bireysel olarak yapılabilecek bir şeyler illa ki var.
“The Secret” gerçek mi?
Poşet meselesiyle ilgili bir yazı yazmayı kafama koyduğum sırada evrene de bununla ilgili bir titreşim yaymış olmalıyım ki, aynı hafta içinde önce Pazarfilesi blogundan, ve Maltepe Üniversitesi öğrencilerinin poşet hareketinden haberdar oldum, sonra da Carrefour’un ve Migros’un yeni nesil poşetleriyle ilgili reklamları görmeye başladım.
Cevap biyo-çözünür poşet mi?
Yanlış hatırlamıyorsam, geçen sene Macro market kasalarındaki poşetlerin yerini biyo-bozunur poşetler aldı. Şimdilerde tüm Migros grubu marketlerinde ya bu poşetlerden kullanılıyor, ya da bu poşetlere geçiş çalışmaları yapılıyor. İki yıl içinde doğada çözündüğü iddia edilen biyo-çözünür poşetlerin, maddenin doğada kalma süresini azaltmaları olumlu bir adım olsa da, ne kadar “iyi” bir haber olduğu biraz şaibeli. Çünkü bu poşetler çöp olarak kalmasalar da, çözünerek toprağa karıştıklarında başka şekillerde çevreyi kirletmeye veya bu parçaları metabolize eden canlılara zarar vermeye devam edebiliyorlar.
Zaten sırf biyo-çözünür diye içiniz rahat bir şekilde bu poşetlerden eski alışkanlıklarınızın dikte ettiği miktarda kullanırsanız, duyarlı davranmış sayılmıyorsunuz. Zira, geri dönüşüm denen süreç aslında sacayağın bir parçası sadece. Reduce-Reuse-Recycle (Azalt-Tekrar Kullan-Geri Dönüştür) adımlarının hepsi uygulanmadıktan sonra, gösterilen çaba pek kalıcı veya anlamlı olmuyor.
Paralı poşet bez torbaya karşı
“Her yıl hız kesmeden 1 trilyon poşet tüketeduralım, bir yandan da bu poşetleri daha hızlı yoketmenin bir yolunu bulalım.“
Pek parlak bir çözüm değil elbette bu.
Poşet meselesine daha kalıcı bir çözüm getirecek –ve tabii daha zor olan- uygulama, alışkanlıklarda köklü bir değişiklik yaratarak, bez torba ve file kullanımını yaygın hale getirmek.
http://pazarfilesi.blogspot.com nostaljik pazar filesinden marka bez torbalara her türlü poşet-dışı alternatifi
özendirmeye çalışan bir blog. Beztorbam‘da ise sevimli tasarımlara sahip cins cins bez torbalardan satın alabiliyorsunuz. (Benim favorim spor çantası!)
Maltepe Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencilerinin bir sosyal sorumluluk kampanyası olarak tasarladığı www.yesilbiradim.com da, naylon poşet kullanımını azaltma yönünde bilinç oluşturmaya çalışan bir site.
Poşet kullanımını azaltma konusunda uygulamalar arasında, özendirici değil de cezalandırıcı olanlar da var. Müşteri küstürmemek, tepki çekmemek adına pek yaygınlaşamamış olsa da, poşet kullanımına vergi konması, marketlerde para karşılığı satılması yurtdışında başarılı örnekleri olan uygulamalardan.
Yarı-paralı bir uygulamaya başlamış olan Carrefour’da ise, cuzi bir fiyata satılan ve tekrar kullanılabilen doğa dostu torbalar, eskidiğinde ücretsiz değiştirilebiliyor.
“Çantanıza atsanız olur mu?”
Bir tek Bodyshop’da rastladığım “Çantanıza atabilir misiniz?” uygulamasına bayılıyorum. Minicik bir şey almış bile olsanız eli hemen poşetlere giden kasiyerlerin aksine, Bodyshop çalışanları genellikle aldığınız ruju, el kremini veya allığı çantanıza koymanızı rica ederek poşet kullanımından tasarruf ediyorlar.
Poşet teröristi olun!
Evet, Migros’a gittiyseniz, ve aylık erzak alışverişinizi yapıyorsanız 10’larca poşet kullanmaktan başka çareniz olmayabilir. (Ve bu poşetleri çöp torbası olarak kullanarak vicdanınızı hafifletebilirsiniz, zaten çöp torbası kullanmak zorundasınız.)
Ama esas olarak bir daha kullanılmadan çöpe giden gereksiz poşetler, küçük olanlar, yani kullanmaktan kolaylıkla vazgeçebilecekleriniz.
Marketten çikolata, D&R’dan tek bir dergi aldığınız zaman, “Poşet istemiyorum” diyin; dirençle karşılaşırsanız sesinizi yükseltin; aldığınızı çantanıza atın; önceki alışverişlerinizle aynı torbaya koyun; gereksiz yere poşet tüketenlere, poşetlerine ekstradan poşet tıkıştıranlara kötü kötü bakın, poşet teröristi olun çıkın!
Bir elinizde çocuk bezi, bir elinizde prezervatif kutusu, komik duruma düşmek adına yapın bunu!








merhaba bez torba üretiminde ciddi yatırımlar yapmış olan firmalara özel dizayn bez torbalar üreten baskıdan dikime,grafikten,dizayna tüm hizmetleri entegre fabrikasında gerceklestiren cantanet ailesi ile tanısın http://www.cantanet.com/ sevgiler..