“…mavisi hiçbir maviye benzemiyor. Bir başka mavi. Kalın bir camı kesip, kesitine bakın, işte o maviye azıcık yaklaşıyor. Bir başka mavi ki tarif edilemez.Yalnız mavi değil. Göl günün her anında bir başka renge giriyor. Bu renklerde gördüğümüz bildiğimiz renklerden değil… Mesela bir an yeşil oluyor. Görülmemiş bir yeşil. Yeşilinde bir yanı yaprak yeşili, bir yanı zehir yeşili…”

inci_kefaliYaşar Kemal’in mavisini böyle tarif ettiği Van Gölü’nde, en az bu mavilik kadar benzersiz bir balık yaşıyor: İnci kefali. Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan ve Van Gölü’nün sodalı suyunda yaşayabilen tek balık türü olan inci kefali, yanlış avlanma sebebiyle 1992 yılına kadar nesli tükenme tehlikesi altındaydı. Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın 16 yıllık uğraşıları sonunda hem inci kefali yok olmaktan kurtuldu, hem de balığın boyunun 20 santime kadar ulaşması balıkçıların gelirlerini arttırdı, yüzlerini güldürdü.

İnci kefali geleneksel olarak iki farklı sezonda, iki farklı avcılık yöntemi ile avlanıyor.  Doğru yöntem, Eylül-Nisan döneminde yapılan kış balıkçılığı iken, avlanmanın %90’ı Nisan-Temmuz döneminde, balıkların üreme göcü sırasında yapılmakta. Daha doğrusu yapılmaktaydı. Prof. Sarı’nın üreme dönemindeki avcılığın önlenmesine yönelik yıllar süren çalışmaları sonuç vererek, kaçak balıkçılığın %60 oranında önüne geçilmesini sağladı.  

13 yıl önce ortalama boyu 16 santim olan inci kefalinin boyunun 20 santime ulaşmasıyla, 5.5 milyon lira civarında olan balıkçılık gelirinin de 12 milyon liraya vardığını söylüyor Prof. Sarı ve ekliyor: “Sokaktaki insan da kaçak balık avlanmadığı zaman neler olabileceğini görmüş oldu. Koruma çalışmaları sadece kamu kurumlarla veya üniversite koridorlarında değil, sokaktaki vatandaşın dünyasında da yankı buldu.” Van’da 15 balıkçı köyünde yaklaşık 14 bin kişi balıkçılıkla geçiniyor, yani balıkçılığın doğru zamanda, doğru yöntemlerle yapılması göz ardı edilemeyecek sayıda insanı etkiliyor.

1996 yılı verilerine göre, 15 bin ton avcılığın 12 bin tonu kaçak yapılırken, geçtiğimiz yıl avlanan 10 bin ton balığın 4 bin tonu kaçak. Kaçak oranında yarı yarıya bir azalma sağlanması sevindirici, ancak hem avlanan balığın yıllar içinde 15 bin tondan 10 bin tona düşmüş olması hem de hala 4 bin ton kaçak balık avlanabiliyor olması, daha katedilecek mesafe olduğu gösteriyor.  Prof. Sarı kamu kurumlarıyla, köylülerle, sürdürülebilir balıkçılığa inanan herkesle çalışmalarını sürdüreceğini ifade ediyor.

inci kefali- mustafa sariHatırlayacak olursanız, Ernst&Young Türkiye ve Milliyet Gazetesi’nin işbirliği ile 2007 yılında  dördüncüsü düzenlenen “Yılın Girişimcisi” yarışmasının Türkiye ayağında, o yıl ilk kez verilen “Yılın Sosyal Girişimcisi” ödülünü İnci Kefali projesi ile Mustafa Sarı kazanmıştı.

2000 yılında Van Doğa Gözcüleri Derneği bünyesinde Prof. Sarı danışmanlığında kurulan bir de “Gönüllü İnci Grubu” var. Grubun amacı ekolojik tahribatın önlenebilmesi için olayları kendi kendine fark eden ve kendiliğinden harekete geçen genç bireyler yetiştirmek. Çoğunluğu Ziraat Fakültesi öğrencileri olmak üzere 17 kişiden oluşan İnci Grubu, inci kefalinin korunmasına ilişkin yürütülen çalışmalara katılmanın yanı sıra, ilköğretim okullarında çevre eğitimleri veriyor, köylerde çiftçilere ve balıkçılara yönelik sohbet toplantıları düzenliyorlar.

İnci kefali aynı zamanda 2001 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (UNDP-GEF-SGP) tarafından da desteklenmekte ve bu kapsamda balıkçılara eğitimler verilmekte.