Pembe Domates AğıDamak tatlarına ve mutfak miraslarına düşkünler, fidanlarına tutkuyla bağlılar, ve bu konuda gayet ciddiler. Manifestoları bile var! Kısa ve öz 4 maddede şöyle diyorlar:

- Bizler, 2006’da bu ülkenin ürünü olan ve gelecek kuşaklara miras bırakılması gereken doğal tohumlara, nesli kurumaya yüz tutan, leziz “pembe domatesler” üzerinden sahip çıktık!

- Onları 2007 ve gelecek yıllarda da evlerde, balkonlarda, bahçe ve tarlalarda, “temiz” toprak ve doğal yöntemlerle yetiştirmeye azimliyiz!

- Onların da bu domatesleri aynı renk, aynı güzel koku, aynı lezzet ve aynı doğallıkta sürdürebilmesi için elde ettiğimiz tohumları çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara aktarmakla sorumluyuz!

- Bunun için kendi aramızda yardımlaşırken tohumlarımızın genetiği ile oynanmaması, “terminatör” teknolojiler eliyle endüstriyel hale gelmemesi için pembe domates ağının genişlemesine çalışacağız!

Bu manifesto, Pembe Domates Ağı’na (PDA) ait. Lezzetli, sağlıklı ve nadir bulunan bir domates türü olan pembe domatese sahip çıkmak maksadıyla Avniye ve Mehmet Tansuğ tarafından 2006’da kurulan PDA’nın hikayesini Avniye Tansuğ web-kütüğünde şöyle anlatıyor:

pembe domates“Geçen yıl ÇEKÜL’den arkadaşım Sevinç Baliç bir seyahat dönüşü “yeşil” domatesler getirdi. “Bunları güneşte bekletirsen olgunlaşıp pembeleşecekler” dedi. Ben de öyle yaptım. Resimde, en soldaki o vakit hala yarı yeşil kalmış olan “pembe domatesler” ile böyle tanıştık.

“O sırada bir yandan Kaybolan Tatlar Grubu, bir yandan yemek/gurme günlüklerinde pembe domatese dair çok şey okumuştum. Bir yerde “çekirdeklerini güneşte kurutup saklayın, sonra ekersiniz…” diye bir şey görünce, bu domateslerin çekirdeklerini de güneşte kurutup saklamıştım. (Onları önce bir kağıt peçetenin üzerine yaydım. Bir iki gün kuruttuktan sonra kağıtlara sarıp, bir naylon torba içinde derin dondurucuya attım. Sonra da orada unuttum onları…)

“Nisan başında geçen yıl İstanbul’u terkedip ekoturizm ağırlıklı yepyeni bir yaşam biçimi seçen arkadaşım Münevver Eminoğlu, organik tarımla ilgili yeni girişiminden söz eden bir mesaj gönderdi. “Kuruluşunu sevinçle karşıladığım bu çiftlikte güzel domatesler olup olmayacağını sordum tabii hemen. O sırada buzluktaki pembe domates tohumları aklıma geldi. Münevver’e “Size iletirsem işe yarar mı acaba, çok ender ve nazlı olduğu söylenen pembe domates türü de böylece yayılmış olur” dedim. O da eko-çiftlikte pembesi dahil her türlü domatesin ekili olduğunu söyledi ve “Sen onları kendin evde eksene şimdi, tam zamanı” dedi… “Sahi mi, olur mu yahu?” dediğimde de bana cesaret verdi.”

O cesaretle işe koyulmuş Tansuğ çifti, çekirdekler çimlendirilmiş, filizler fideye dönüşmüş. 3 çekirdekten nasıl olduysa yüze yakın fide çıkınca da eşe dosta dağıtmaya başlamışlar. Bir yandan da fidelerin yetiştirilmesi konusunda ipuçları veriyorlarmış ama bakmışlar olacak gibi değil, pembe domates deneyimlerini internete taşımışlar.

Pembe domates merakı  bulaşıcı bir şekilde yayılıyor. 3 seneyi ve yüzlerce blog yazısını geride ilk pembebırakan PDA’nın Türkiye’nin dört bir tarafından 1250 üyesi var.  Eğer siz de “korkunç lezzetli” olduğu söylenen bu nazlı pembelerin tadını “korkunç” merak ediyorsanız, ya bir pembe domates önünüze tesadüfen tekerlenene kadar bekleyeceksiniz, ya da kolları sıvayıp PDA’dan tohum talep ederek işe koyulacaksınız. Üstelik bu sefer “yerim dar, yenim dar” da bir mazeret değil, malum pembe domatesler bir İstanbul apartmanının balkonunda verdi ilk filizlerini!

http://pembedomates.blogspot.com