Sitenin ilk gülümseten iyi haberi, kendi ailemden…

yenidogan pembeNeonatoloji profesörü olan halamın işi, prematüre bebeklerin hayata tutunmalarına yardımcı olmak.. En küçüğü 600-700 gr olarak dünyaya gelen bu parmak çocukların, bebek kıyafetleri içinde kaybolmalarının nasıl da sevimli olduğunu anlatıyor neneme arada sırada; zira Türkiye’de yeni doğanlar için çok fazla kıyafet seçeneği yok. Ve bu kıyafet sorunu bebeklere müdahale etmeyi zorlaştıran bir unsur olabiliyor.

Bunun üzerine, pastaları resim yapar gibi süsleyen, masa örtülerini kendisi boyayan, hamurdan bebekler yapan nenem, Gülten İnce, bu sefer de bu gerçek bebekleri giydirmek için kolları sıvıyor;  fırfırlı etekler, truvakar kollu hırkalar, bahçıvan tulumları, ponponlu patikler örerek, tatlı mı tatlı bir “kreasyon” yaratıyor. (Tam bir sayı söylemek zor, ama 4 senede 200 parçaya yakın giysi örmüş olmalı.) Hastaneye bağışlanan bu giysiler, hemşireler tarafından miniklere giydiriliyor.  Kuvözlerinde sıcacık yatmalarının yanında, böyle cici giyinmiş halleriyle hem ailelerini, hem de hastane personelini neşelendiriyorlar.

Dr. Zeynep İnce, (ki biliyorum, kendisi en çok kurdelalı, pembe saç bantlarına bayılıyor!) konu hakkında şöyle diyor:

“Yenidoğan yoğun bakım üniteleri hem dünyaya çok zamansız gelen bebekler hem de bu duruma hiç hazırlıklı olmayan anne-babalar için çok gergin ortamlar. Bebekler anne karnının o sıcak, karanlık, sessiz, yumuşak ortamı yerine aydınlık, sık sık alarm seslerinin duyulduğu bir ortamda, bir kuvözün içinde solunum yollarında tüpler, damarlarında serumlar, midelerine inen sondalarla hayatta kalmaya çabalıyorlar.

“Modern yenidoğan yoğun bakım anlayışı bu en kırılgan yenidoğan bebeklerin hem teknolojinin her türlü olanağından yararlanmasını hem de artık ağrının, çeşitli dış uyaranların, dokunmanın bebekler üzerindeki etkileri çok daha iyi bilindiğinden yoğun bakım ünitelerinde buna uygun düzenlemeler yapılmasını sağlıyor. Önceleri bu ünitelerden uzaklaştırılan anne-babalar artık bu bakımın daha çok içinde ve onun bir parçası oluyor. İşte bu kavram içinde uzun yıllar kuvöz içinde çıplak olarak gözlenen preterm bebeğin giydirilmesi de tekrar gündeme geliyor. Başlık ve yumuşak giysilerin bebeğin ısısının korunmasında ve huzursuzluğunun azaltılmasında yardımcı olacağı öne sürülüyor.

yenidogan kreasyon“Dikkat edilecek noktalar ise bebeğin tıbbi bakımını engellememesi, tam tersine olumlu etki yapması, rahat ve güvenli olması; tabii ki “örtünmek”ten farklı olarak “giyinmek”ten söz ettiğimize göre giysilerin güzel ve mümkünse bebeğe özel olması. Preterm bebekler pek çok şeyi hak ettikleri gibi iyi giyinmeyi de hak ediyorlar. Güzel, kendisi için yapılmış, onu herhangi bir hasta bebek olmaktan çıkarıp bir kişilik veren giysileriyle görmek anne-baba için de çok önemli. O, artık sadece soyadıyla anılan sıradan bir bebek değil, bir ismi, kişiliği olan, durumuna uygun giysiler giyen bir bebek.

“Preterm bebekler için özel üretilmiş giysiler henüz yaygın olarak Türkiye’de bulunamıyor. Ancak tanımlanan özelliklerde giysileri her kliniğin kendi olanaklarıyla üretmesi mümkün, çünkü her klinikte örgü örmeyi ve dikiş dikmeyi bilen bir anne veya büyükanne mutlaka var!

“İşte bunlardan (ve belki de ilklerden) biri yıllardır sessiz sedasız bu minicik bebeklere minicik giysiler örüyor. yenidogan yilbasiMalzemeleri titizlikle seçilmiş, renk uyumu üzerine kafa yorulmuş, bebeğin narin cildini düşünerek her türlü çıkıntısı yok edilmiş ve “şık” giysiler bunlar. Minyatür elbiseler, küçücük pantolonlar, yumuşacık yelekler, tulumlar ve mutlaka patik ve başlıklar! Uçuk pembeler, sarılar, maviler, eflatunlar ve tabii ki beyazlar. Özel günler de unutulmuyor: yılbaşında kırmızılı-beyazlı giysilerle donanıyor bebekler. Örüldükten sonra yoğun bakım koşullarına uygun temizlik aşamasından geçip ütüleniyorlar. Hemşireler bebeklerin tıbbi bakım ve tedavilerini tamamladıktan sonra onları özenle giydiriyorlar; sorunlarının derecesine göre kimi zaman sadece bir başlık ve patik, kimi zaman da diğer giysiler.

“Yoğun bakımın onca sorunları arasında bebeklerin ne giydikleri pek de önemli değil diye düşünülebilir, ama 500 gram ağırlığında ve 25 haftalık da olsa tüm bebeklerin iyi bir tıbbi bakım yanında saygı, özen ve  ‘hümanizma’ya ihtiyacı var. Bu küçücük ve özenle örülen giysiler de bunun bir göstergesi. Eminim ki bebekler pek çok şeyi olduğu gibi bunu da hissediyorlar!

“İşte bunun için anneme teşekkür ediyorum: yoğun bakım ünitesinin o ‘yüksek teknolojik’ donanımıyla hayatta tutulmaya çalışılan bebeklerin minik dünyalarına sessiz sedasız ve karşılıksız olarak kattığı sıcacık renkler için.”